Tag Archives: kampüs

solARK

Konya Karapinar Güneş Santrali SCADA Binası

solARK SCADA Center for solarPower in Konya Karapınar

İklimsel tayfın uç hallerinde insanın savunma sahnelerinden biri teknesine aldığı canlılarla hayatta kalan Nuh…Bugün kendi etkisiyle coşup vahşileşen doğayla barışmak için kendi doğasıyla başetmek için insanın elinde olan bir kez daha “techné”… Projenin odağı iklim dirençliliği ve sürdürülebilir enerji taktikleri için “community building” yani geniş tabanı bilinçlenme senaryolarına ev sahipliği yapacak bir merkezin tasarımıdır. SCADA yapısı yerine kampüs anlayışı ile geliştirilen proje gün içinde 8 saat yapıyı kullanan 21 personeli kadar 16 saat çalışan güneş panellerini ve 24 saat kesintisiz işleyen doğal hayatı gözönünde tutar; bölgeden kütüphane, ileri tarım yöntemleri, tıbbi bitkiler gibi periferik programlara katkı verecek, çalışan, eğitim almaya gelenler ile ulusal ve uluslararası araştırmacı, öğrenciler, stajyerler ve gazeteciler, STK larla genişleyen bir kullanıcı grubuna hitap ederek tasarlandı. Yapı bir tekne gibi kazılan toprağın shotcrete ile sabitlendiği yamaçlarına oturan kimi yerüstü kimi zemin altında kapsüllere ayrılmıştır. Farklı işlevlerin yeraldığı farklı modüller tek mekanlıdır gerektiğinde çekme kat ile büyütülebilir veya birleşerek ikiz üçüz modülleşebilir. Her modülün altı gömme teknik mahal olarak hizmet verir. Modüller münferit ısıtma soğutma kapasitelidir. Böylece farklı zamanlarda kullanılmayan kısımlarda gereksiz iklimlendirme yapılmaz. Modüllerin, “ark”ın ve yerleşim olasılıkları parametrik bir modelleme ile oluşturulmuştur, final uygulamaya kadar revizyon kabul edebilen bir formattadır. “Ark” ve kapsülleşme ve dağıtık yerleşim güneş/rüzgar ve kar gölgelenmesi prensibi ile tasarlanmıştır, böylece ortak alan olan çukur mikroiklim alanlarına sahip ve zaman içinde zenginleşecek bir habitatı olanaklı kılar. Yapının konstrüksiyonu sayısal üretim çelik konstrüksiyondur ve tüm yüzeyleri konstrüksiyon üzeri çift taraflı telörgü ve püskürtme beton arası taşyünüdür. Kat döşemeleri hazır gazbeton panellerle gerçekleştirilir. . In the extreme ends of the climatic spectrum, Noah survives with the creatures he brings aboard his ark as one of humanity’s defense scenes… Today, once again, it’s in the hands of humanity to deal with its own nature in order to reconcile with nature, which has become wild due to its own influence – the “techné.” The focus of the project is the design of a center that hosts broad-based awareness scenarios for climate resilience and sustainable energy tactics, also known as “community building.” Instead of an SCADA structure, the project is developed with a campus approach, taking into account the solar panels that operate for 16 hours a day and the uninterrupted wildlife that operates 24 hours a day, in addition to the 8 hours of building usage by 21 staff members; it is designed to cater to a diverse user group, including people from the region contributing to peripheral programs such as libraries, advanced agricultural methods, and medicinal plants, as well as employees, students, interns, journalists, and national and international researchers with NGOs. The structure is built like a ship, anchored to the slopes where the excavated earth is secured with shotcrete, with some parts above ground and others underground, divided into capsules. Different modules with different functions are single spaces that can be enlarged with an additional floor or can be combined to form twin or triplet modules. The underside of each module serves as a buried technical space. The modules have individual heating and cooling capacity so that unnecessary climate control is not performed in unused sections at different times. The modules, “ark,” and settlement possibilities are created through parametric modeling, allowing for revisions until the final implementation. The “ark,” encapsulation, and distributed settlement are designed based on the principles of solar/wind and snow shading, enabling the structure to have microclimate areas that serve as shared spaces and develop into a rich habitat over time. The construction of the structure is a digital production steel structure, with all surfaces between the construction being double-sided wire mesh and spray concrete with rock wool. The floor slabs are made of prefabricated aerated concrete panels.

IAAC Küresel Yazokulu Programı (IGSS)

Bu yıl İstanbul da IAAC (Katalunya ileri Mimarlık Enstitüsü) Küresel Yazokulu konumlarına eklendi. Yazokulunun İstanbul seansları sayısal ve materyal ağ ve dinamik sistem düzenleri üzerine bir araştırma girişimi… Ağlar ve materyal sistemler üzerine bir araştırma platformu olan SayaSaya tarafından İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde gerçekleştirildi. IAAC küresel yazokulu programı (IGSS) farklı yerellerdeki ortak gündemleri araştırırken dağıtık deneyim ve bilgi birikimine ve kollektif davranışlara dayalı dinamik bir ağ oluşturmayı amaçlıyor. Diğer bir deyişle IAAC yazokullarının ana ekseninde her ölçekteki habitatlara ilişkin araştırmalar yatıyor. Her yıl bu eksende yeni bir tema ile yola çıkılıyor. Farklı lokasyonlardan bu temaya kendi yanıtlarını vermeleri kendi gündemlerini oluşturmaları ve projelerini bu yerel gündemle ortaya çıkarmaları bekleniyor. 2013’te küresel tema Üretken Kentler’di.

Bu yıl IAAC küresel teması Üretken Kent özet çağrısında kentsel üretim, akıllı kentler, bilgi değiştokuşu, kentsel tarım, dikey tarım, yosun tarlaları, üretken cephe sistemleri,  sayısal üretim, parametrik tasarım, çokluölçeklilik anahtar kelimeleri ile anons edildi.

Üretken kent ile ifade edilen “kendi kendine yeten” habitatların oluşumu için temel olan enerji, yiyecek ve nesnelerin özetle ana ihtiyaçların üretimidir. Dünya nüfusunun çoğunluğu giderek kentlerde yaşıyor, yani bu temel ihtiyaçların tipik olarak üretildiği merkezlerden uzakta. Yazokulunun 2013 edisyonu bu kopukluğa dikkat çekip kentte bu üretimler için olabilecek fırsatları tartışmaya yönelikti.

Her yazokulunda olduğu gibi bu kez de  hedef ortak gündemin farklı yerellerdeki özgün ekonomik, biyolojik ve sosyal faktörleri ile evrildiğini çok ölçekli ve çok alanlı bir yaklaşımla araştırmaya açılması, projelerin farkı yerlere uygulanabilirliklerinin tartışılması.

Sayasaya İstanbul Seansları için kendi gündeminin anafikrini Altyapı – Ağyapı ekseninde tarifledi. Bu çevresel/bölgesel ölçekte ağlar ve sistemik düşünce üzerine, tektonik ölçekte ise endüstileşmiş malzeme ve kentsel ekin entegre edilmiş materyal sistemleri üzerine yoğunlaşıyor.

IGSS Sayasaya İstanbul Seansları Tasarım özetinden:  “ İstanbul gibi devinimi yüksek hızlı büyüyen kentlerde üretkenlik tüketim ürünlerinin verimli imalatını ya da, mahsul verimliliğini düşündürdüğü gibi bir yandan da bilgi üretkenliğini çağrıştırıyor. Akıllı kent önermesinde bilginin üretimi dolaşımı ve paylaşımının önem kazanıyor. Tüketim ürünlerinin dağıtımı makro ölçekte bir altyapısal düzen gerektirirken, ekin düzenleri bölgesel altyapı gereklerini öncüller. Proje ölçeğinin altyapı ağı olarak tanımlanarak mikro ölçekte yerel veriye tepkimeli zaman/mekân etkileşimi içeren yerleştirmeler serisinin bölge boyunca farklı halleri ile çoğaltılmasıyla makro ölçekte kentsel “akıllılık” örgütlenir.

Veri toplanması, veriye hassasiyetin tanımlanması, altyapının dışlaştırılarak mekânsal kurguyu düzenleyen bileşene dönüşmesi, kullanıcı ve çevreyle etkileşimin arayüzlerinin tasarlanması gibi başlıklarla proje üretildi.

10 IL: Kampüslerde psikiyatri alanları

Psikiyatri klinikleri örnek projesinin farklı illerde hastane kampüslerine master plan ölçeğinde uygulanması.
Tuşpa’da 2009 yılında tamamlanan örnek klinik oluşum ve yerleşim prensiplerinin olası proje sahalarında etüdü ile klinik birimlerinin alanda çoğalması(propagasyonu), yönlenim, kentsel doluluk boşluk oranları belirtiliyor. İhale ön proje hazırlıklarında sağlık bakanlığı müsteşarlık seviyesinde ve kamu özel dairesi başkanlığında yönetilen projelere altlık oluşturdu. Farklı 10 ilde büyük kentsel parsellerde gerçekleştirilmesi planlanan bu projeler bütüncül sağlık hizmetlerinin verildiği entegre kampüs alanları. Ortalama 100 yataklı psikiyatri hizmeti için tanınan alanlarda bu ölçekte aranan ana kriter geniş ve yeşil alan; örneğin hasta başına 100-150 metrekare kapalı alan 5 metrekare avlu 10 m2 de diğer yapılardan ayıran tampon bahçe alanı en azda aranan kriter. Klinik birimlerinin ana özelliği kapalı ya da yarı kapalı avlu çevresinde yapısal güvenlik fırsatının oluşması. Yapısal güvenlik ile ifade edilen hasta güvenliğinin binaların kendi yapıları ile sağlanabilecek olması. Klinik birimlerinin ölçüleri antropometrik yürüyüş ve görüş oranlarına bağlı oluşuyor. Ayrıca alçak yapılaşma (ortalama 2 katlı) gösteren bu hastane grubuna özel giriş ve dolaşım imkanı sağlanabilmesi, ana yola doğrudan bağlantı yapılabilmesi önemli. Kampüs alanının mümkünse güneye bakan tarafında ve rüzgar alan konumda olması beklenir. Bugün genel yaklaşım bu projelerden farklı olarak psikiyatri kliniklerinin ayrı bina yerine diğer ana bilim dalları ile benzer şekilde genel hastane grupları içinde akut psikiyatri kliniklerinin yeralması, ortak acil ve tanı birimlerinden faydalanması yönünde. Bu özellikle İtalya’da benimsenmiş toplum ruh sağlığı merkezleri uygulamasına paralel, psikiyatri hizmetinin yaygınlaşması ve toplumdaki ayrımcılığının önlenmesinde önemli bir adım. Ayrı yapılaşmanın ise sadece yüksek güvenlikli psikiyatri klinikleri ve özel psikiyatri dalları için oluşturulması tercih ediliyor. Bu yapıların da bir kampüs içinde olması hem bu hasta grubunun diğer hastalıklarının tedavisi için , hem de çalışan sağlık ekibinin ana sağlık ekibi ile etkileşimi için önemli.

Link: adli psikiyatri örnek projesi

 

The commission for propagating units for psychiatric care in the health campuses for various cities. Propagation follows criteria based on sunand wind orientation access and open areas proportioned with the closed spaces.